COVİD-19’UN BESİN GÜVENLİĞİ VE GÜVENCESİNE ETKİSİ


İnsanlarda hastalık oluşturan virüslerin çoğu hayvan kökenlidir. Zoonotik virüsler geniş bir yayılma spektrumuna sahiptir. Bu virüsler doğrudan veya dolaylı aracılarla insanlara bulaşabilir.

Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde başlayan ve hızla tüm dünyaya yayılan ve DSÖ tarafından pandemi ilan edilen Covid-19 toplumları sağlık, eğitim, beslenme, ilaç, ticaret, ekonomi, işsizlik, psikolojik ve sosyal açıdan olumsuz yönde etkilemiştir. Hastalığın yayılmasını önlemek ve zararlarını en aza indirgemek adına alınan sosyal izolasyon ve karantina önlemleri ülkelerin ekonomik yükünü arttıran adımlar atmasına neden olmuştur. Sağlık, eğitim, ilaç sektöründe olduğu gibi besin üretim ve tedarik zincirinin devam etmesi için de büyük çaba gösterilmiştir ve hala gösterilmektedir. Tüm sosyo-ekonomik düzeyden bireyin besin güvenliği ve güvencesinin sağlanması bu süreçte önemli hedefler arasında olmaktadır. Çünkü diğer enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi bireylerin beslenme durumu iyi olduğunda, Covid-19 enfeksiyonundan ve/veya hastalığın komplikasyonlarından korunma olasılığı yükselmektedir. Ayrıca sağlıklı beslenmenin bağışıklık sistemini güçlendirdiği de bilinen bir gerçektir. Hızla yayılan Covid-19’a karşı alınan tedbirler arasında bağışıklığı güçlendirmek en önemli unsurlardan biri olarak görülmektedir.

Covid-19 pandemisi öncesinde dünyada bir taraftan kötü beslenme alışkanlıkları ve obezite ile alakalı kronik hastalıklar artarken diğer taraftan ise yoksul ve besin güvencesiz ülkelerde malnütrisyon, açlık, temiz suya ulaşma ve diğer sağlık sorunları yoğunlaşmaktaydı. Sağlıklı ve dengeli beslenmek, sağlıklı vücut ağırlığını korumak, fiziksel aktivite, sağlıklı ve yeterli uyku gibi sağlığımız için olmazsa olmaz temel gereksinimlerinin zorunlu karşılanma ihtiyacına rağmen pandemi sürecinde gelişmemiş ve yoksul olarak nitelendirilebilecek toplumlar açısından beslenmek; besine ulaşmak ve aç kalmamak olmuştur.

Reklamlar

Covid-19’un Gıda Yoluya Bulaşması

Covid-19 hayvandan insana geçen bulaşıcı bir hastalıktır. İnsandan insana bulaşması ise hastalığın veya taşıyıcının virüsü damlacık, enfekte eller ve cilt teması ile küçük bir olasılık bile olsa cansız yüzeyle temasından iletilir.

Covid-19’un yayılımının yüzey yoluyla bulaşının olup olmadığı, besin açısından bir tehdit oluşturup oluşturmadığı tüketici için önemli konular arasında gösterilmektedir.

Koronavirüsün temel gıda maddeleri veya su ile bulaşması ile ilgili Sars ve Mers gibi daha önceki koronavirüs salgınları ile ilgili veriler insanların gıda yoluyla covid-19 bulaşı olmadığını göstermektedir ve ayrıca gıda, gıda ambalajları, gıda işleyicileri vasıtasıyla oluşabilecek bulaşı bir hastalık için risk faktörü olarak değerlendirilmemektedir.

Covid-19’un yüzeylerde canlı kalma süresini belirleme çalışmaları halen devam etmektedir. son çalışmalar, covid-19 virüsünün farklı yüzeylerde hayatta kalmasını değerlendirilmiş ve virüsün plastik ve paslanmaz çelikte 72 saate kadar, bakırda 4 saate ve kartonda 24 saate kadar yaşayabileceğini bildirmiştir. “bu çalışmalar laboratuvar koşullarında (kontrollü bağıl nem ve sıcaklık) yapılmıştır.

Bazı çalışmalar koronavirüsün nemli ortamlarda uzun süre hayatta kalabileceğini bunun için de uygun sıcaklık, yeterli ısı ve ışık alımı aynı zamanda virüsün kendini absorbe edebileceği ve kendini koruyabileceği bir ortam için uygun organik bileşiklerin varlığına ihtiyaç duyduğunu belirtmektedir. Kanalizasyon ve kirli su ortamlarında virüs varlığından şüphelenilmeli ve gerekli koruyucu önlemler alınmalıdır.

Covid-19’un gıda alımı yoluyla bulaştığına dair bulgular olmasa da herhangi bir olası risk durumuna karşı gıda güvenliği uygulamalarına, gıdanın hijyen koşullarına daha fazla özen gösterilmelidir. Ellerin düzenli olarak yıkanması, dezenfekte edilmesi, market alışverişlerinde tek kullanımlık eldiven kullanılması ve kullanımının teşvik edilmesi, pişmiş ve çiğ gıdaların ayrıştırılması, buzdolabında saklama koşullarının düzenlenmesi ve ayrıştırılması, gıdaların yüksek sıcaklıklarda pişirilmesi ve hijyen kurallarına uyulması çok önemlidir.

Koronavirüsler 70°c pişirme sıcaklığına karşı duyarlıdır, yiyecekleri az pişirmemek gerekli ısı ve sıcaklığı sağlamak önemlidir. Ayrıca çapraz kontaminasyon (bakteri ve virüslerin kontamine olmuş bir yüzeyden, kontaminasyona maruz kalmamış başka bir yüzeye transfer olmasıyla meydana gelmektedir) olmamasına özen gösterilmeli, gerekli hijyen koşulları sağlanmalıdır.

“Gıda kurumlarında gıda güvenliği yöntemleri, kurulan kalite yönetimi esasları baz alınarak temel hijyen kurallarına en uygun şartlar baz alınarak en uygun şartlar oluşturulmalıdır.

Reklamlar

Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı COVID-19 Salgın Yönetimi Çalışma Rehberi’ne göre besin tedarik zincirinde çalışan personelin uyması gereken kuralların bazıları şöyledir

“-Personelin sağlık kontrolü düzenli yapılmalı, birlikte yaşadığı kişilerin SARS-CoV-2 açısından izlenebilmesi için personelden periyodik bilgi alınmalıdır.

-Girişte termal kamera/temassız ateş ölçümü yapılmalı ve el antiseptiği bulundurulmalıdır.

-Personele, kişisel koruyucu ekipman sağlanmalı ve kullanımı izlenmelidir. Bütün personel ağız ve burnu kapatacak şekilde tıbbi maske kullanmak zorundadır. Maskeler gün içinde nemlendikçe değiştirilmelidir.

-Aynı vardiyada mümkün olduğunca aynı personelin çalıştırılmasına özen gösterilmelidir.

-Personelin soyunma-duş-tuvalet ve ortak yemek yeme, dinlenme alanları sosyal mesafe koşullarına uygun olarak düzenlenmeli, bu alanların dezenfeksiyonu sağlanmalıdır.

-Ürün teslimi, tamir, bakım için tesise gelen kişilerin teması en aza indirilmelidir.”

Covid-19 salgını temiz hijyenik sağlıklı gıda temini ve sağlıklı beslenme ile alakalı bir dizi sorunu beraberinde getirmiştir.

Gıda zincirinde gıda hareketinin devamlılığı zincir boyunca tüm ortakların destek olması gereken asıl fonksiyondur. Bu bir nevi gıda güvenliği ve gıdanın tüketilebilirliğine ve kullanıcıya güven telkin etmek açısından da son derece önem arz etmektedir. Gıda üretim ve tedarik sektöründeki mevcut tüm çalışanların gıdanın hijyeni ve tüketici açısından sağlıklı kullanımı hem tüketicinin sağlığını korumak hem de mevcut pandeminin olası risklerini en aza indirmek açısından önemlidir. Ayrıca mevcut çalışanın kendi sağlığını da koruması gıdaya bulaş enfeksiyonu riskini de en aza düşürür.

Covid-19 pandemisi mevcut gıda sistemindeki işleyiş düzensizliğini daha görünür kılmıştır. “HACCP bazlı gıda sistemlerinin tanımlanamayan tehlikelerle ilişkili riski azaltmada istenildiği kadar etkili olmadığı anlaşılmaktadır  HACCP sadece gıda güvenliği konusu ile ilgilenmekle beraber, yine de gıda güveniliğinin en temel 5 unsuru sayılan gıda güvenliği, gıda kalitesi, gıda savunması, gıda güvencesi ve gıda sahtekarlığını ele alan unsurlara ihtiyaç duymaktadır. Bu unsurlar her ne kadar ayrı anlam ve kavramlarmış gibi görünse de birbiriyle bağ kuran etkiler mevcuttur.

Bu süreç göstermiştir ki gıda sanayisi mevcut gıda koruma sisteminin aksaklıklara neden olan işleyişini temel aksaklıklarını en aza indirmek ve daha güçlü bir gıda koruma düzeni geliştirmek mecburiyetindedir. Gıdaların korunması için gerekli teknolojik özelliklerin ve yeniliklerin kullanılması da ayrıca önemlidir. Teknolojik açıdan gerekli ulaşım, iletişim, güvenlik ağı ve alt yapının gıda güvenliği ve temini açısından en etkili bir şekilde kullanılması gerekmektedir.

Dünyanın dört bir yanında devletler sosyal izolasyon ve karantina uygulamalarına giderken, tüketicide bu süreçte temel yiyecek ve içeceklere ulaşma engeline karşı stok yapma, istifleme, raf ömrü uzun ve düşük maliyetli besinleri satın alma durumları ortaya çıkmıştır. Bu durumun oluşturduğu panik ve talep şoku çeşitli görüntülere sahne olmuştur.  

Reklamlar

Televizyonda ve sosyal medyada uzun bir süre gündem olan Luppo için sırada bekleyen vatandaş Türkiye’de bir hayli gündeme gelmiştir. Fazladan yiyecek ve içecek stoğu yapanlar kendilerini şanslı hissetseler bile diğer taraftan başka üreticilerin o ürüne ihtiyacı dahilinde ulaşmasına da engel olmuştur. Bu durum risk grubundaki bireylerde yıkıcı sonuçlar doğurabilecek etmenler içerebilmektedir,

Ve ayrıca bu korku havasının yarattığı panikle istifleme yapan kişiler düşük gelirli ve gıdaya ulaşma sorunu yaşayan bireylerin besin güvencesini tehdit etmektedir.

Bu süreçte gıda sanayisi besin üretimi tedariği alım satım dağıtım konusunda çok sayıda belirsiz duruma çözüm aramak durumunda kalmıştır.

Dışa bağımlı olan ve tüketiminin büyük kısmını ithal eden ülkeler sınırların kapanması ve ticaret kısıtları yüzünden büyük mağduriyetler yaşamışlardır.

Pandemi Sürecinde Besin Tedariğini/Besin Güvencesini Tehdit Eden Faktörler

Covid-19 pandemisi besin güvenliği açısından besine ulaşım, besinden faydalanma, besini değerlendirme, besine sahip olma konusunda olumsuz etkilemiştir. Besin üretim zincirinin önemli bir payına sahip bazı ülkeler ticaret kısıtlamaları getirmek zorunda kalmıştır. Örnek verecek olursak:  Buğday üreten Kazakistan, Rusya, Romanya  Pirinç üreten: Tayland, Kamboçya, Hindistan Soya temin halkasının önemli bir paydası olan Arjantin’de Arjantinli işçilerin virüs bulaşıyla karşı karşıya kalması sonucunda kesintiye uğramıştır.

Diğer taraftan sebze meyve tahıl vb gibi gıda sektöründeki ekip biçme ve işlenmesinde görevli personelin sayısının azalması sonucunda bu besin arzında sorunlar yaşanması da kaçınılmaz olacaktır. İmalatı, temin edilmesi, oluşum süreci daha komplike olan besinlere erişim bu süreçte daha zor ulaşılabilir ve yetersizlik yaşatabilir. Ülkelerin ekonomik yönden güçsüzleşmesi sonucu azalan satın alma gücü ticaret ve ihracatı olumsuz olarak etkileyeceği için besine erişim zorlaşacak bazı besinler de bu süreçten olumsuz etkileneceklerdir. Et ve et ürünleri, sebze ve meyve gibi dayanıklılık ömrü kuru gıda ve tahıla göre kısa olan besinler için sınırlarda uygulanan ticaret kısıtları olumsuz yansıma yapmıştır.

 Yaşanan panik havasının uygulanan kısıtlamaların doğurduğu hayatta kalma güdüsü ve aç kalma korkusunun getirdiği atmosfer neticesinde bazı uyanık üreticilerin yiyecek içecek fiyatlarını tavan seviyeden belirleyip tüketiciye sunması da bu sürecin önemli tehditlerinden biri olmaktadır.

Reklamlar

Pandemi Sürecinde Besin Güvencesinin Sağlanması

Covid-19 pandemisinden önce besin üretim ve tedarik sistemini en önemli konusu besin güvencesi ve güvenirliği iken pandemiden itibaren ise

besinlerin daha güvenli bir şekilde ulaşımının en güvenilir ve sağlıklı bir şekilde nasıl sağlanacağı (besin güvenirliği) ve kişilere yeterli ve dengeli beslenme sağlayacak şekilde ulaştırma (besin güvencesi) konuları almıştır.

Pandemiden önce de besine ulaşmada sıkıntı yaşayan ülkeler mevcutken (Afrika gibi), pandeminin getirdiği rehavetin, iş gücü kaybının besin üretiminin görebileceği hasarlar göz önüne alınınca bu durumun mevcut pandemiyle beraber bir insanlık sorunu olması beklenebilir.

Bir de besin güvencesi açısından riskli gruplar da mevcuttur. Bunlar yoksullar, merkezi yerleşime uzak yerde ikamet edenler, kronik rahatsızlığı olanlar, çatışma bölgesinde olanlar, yasa dışı göçmenler, yeni doğanlar, büyüme ve gelişme çağındaki bireyler gibi kişilerin besine ulaşma sorunu yaşamaları sonucunda yetersiz beslenme, düşük bağışıklık sistemi nedeniyle virüsün bulaşımına ve yayılımına karşı daha büyük risk altındadırlar.

Covid 19 salgını ve diğer salgınlar olmak üzere bütün bulaşıcı hastalık salgınları olduğu zamanlarda genel sağlığın korunması için güvenli ve temiz su gereksinimi için gerekli olan hijyenik koşulların sağlanması çok önemlidir. Güvenli su ihtiyacının karşılanması Covid 19 pandemisi de olmak üzere diğer bütün enfeksiyon hastalık risklerine karşı ve hastalıkla mücadele de etkin rol oynamaktadır.

Ülkemizde gıda üretiminin devamlılığına özen gösterilmiştir. Gıda üretim ve temin etme işini yürüten çiftçilere karantina uygulanmamış olup bunların üretim içindeki rollerinin ve işlerinin devamlılığı sağlanmıştır. Pandemiyle savaş boyunca kamu çalışanlarından oluşturulan Vefa Sosyal Destek Grupları, sivil toplum kuruluşları, yardım dernekleri özellikle ihtiyacı olan besine ulaşım güçlüğü çeken bireylere hizmet sunmuştur.

Reklamlar

Sonuç Olarak;

Şüphesiz bu salgın bir çağı kapatıp yeni bir çağı açmıştır.

Artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağının ve eski düzenin işlevini yitirmiş, insanlığa hizmet etmeyen yapılarının yenisiyle değiştirilmesi gerektiğini göstermiştir. En başta insanların yaşamını sürdürmeleri için besin zincirinin en güvenli şeklide güçlendirilmesi ve mevcut yaşayan her bireye insan onuruna yaraşır şekilde besin tedariği sağlayacak lojistik ağlarının geliştirilmesi çok önemlidir. Ayrıca tarım ve çiftçiye gerekli destek verilmeli, modern tarım yöntemlerine erişim olanağı sunulmalı ve mevcut şartlarda yapılan iyileştirmelerle bu zincirin devamlılığı sağlanmalıdır. Bunun için ülkeler mevcut politikalarda besin güvenliği ve güvencesi ile alakalı geliştirme yapma yoluna gidebilmelidir.

Diyetisyenler bu süreçte toplumda bireyleri besin güvencesi açısından toplumun maddi ve manevi durumunu göz önüne alarak bireyleri yönlendirmeli, bütçesine uygun sağlıklı beslenme konusunda yönlendirmeli bireyi izlemeli malnitrüsyonlu bireylere uygun besin alma saklama hazırlama konusunda rehberlik etmeli ve sürecin en az hasarla atlatılmasına mesleki uzmanlığı ile katkı sağlamalıdır.

Beslenme ve Diyetetik Öğr. Emine YILDIZ

Sağlıkla yaşayın…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s