İNSAN (HOMOSAPİENS)


Bilindiği gibi birçok mesleğin kaynağı insandır. Hizmet veren de insandır. Bu nedenle insanı kendi varlığımızı daha ayrıntılı tanımamız önemlidir.

İnsan biyolojik, psikolojik, sosyal ve kültürel bir varlıktır. Araştırmacılar dünyada düşünebilen ve düşünceye sahip olan akıllı insanın, yaklaşık olarak 35 bin yıl önce görüldüğünü bildirmektedir.

Fizyolojik bir varlık olan insan, hücre-doku-organ sistemlerinden oluşan bir organizmadır. Bu yapılar arasında iletişim, sinir sistemi ağı ile kurulmaktadır. Organizmanın bu fonksiyonları negatif geri bildirim mekanizmaları ile denetlenmektedir. Bu denetim de endokrin sistem önemli bir rol üstlenmektedir.

İnsan organizmasının bütünlüğünü ve canlılığını korumadaki bu uyumlu işleyişten, yalnız iç yapısı dediğimiz derimiz ile kaplı iç ortam değil, çevremizle olan fiziksel etkileşimde bu uyumdan sorumludur. Homeostasiz diye tanımlanan iç ortam ve dış çere arasındaki dengenin sağlanmasında negatif feed-back (geri bildirim mekanizmaları işler.

Reklamlar

Fizyolojik bir varlık olan insan yaşamının devamlılığının sürdürülmesinde temel insan gereksinimlerinin karşılanması gereklidir.

İnsanı oluşturan elementlerden ikincisi psikolojik varlığıdır. Bu psikolojik öğeler:

  1. Kişilik ve huy psikolojik durumu ve motivasyon
  2. Çalışmaya istek ve isteksizlik
  3. Duygusal durumları-tepkileri ( kızgınlık, öfke, korku, anksiyete, sevinç, mutluluk vb.)
  4. Bilgi edinme istek ve motivasyonu
  5. Bireysel özellikleri; kendilik anlayışı, iletişim yeteneği, kararlılık, girişkenlik, güvenilirlik, dürüstlük, titizlik, yeterlilik/ yetersizlik duygusu, kendini değerli/değersiz hissetme, anksiyeteye karşı savunma mekanizmalarını kullanma ve zeka, anlayış olarak sıralanabilir.
Reklamlar

İnsanın kendine özgü kişiliğini kazanması ve benlik bilincinin oluşmasında toplumsal çevre çok önemlidir. Toplumsal çevrenin ana öğesini insan ilişkileri oluşturmaktadır.

Bir insan hakkında düşünce oluştururken, onun fizyolojik, psikolojik yönleri kadar geriye kalan bütünlüğünü oluşturan ailesi, grubu ve ait olduğu toplumu da dikkate alarak sosyal yönü irdelenmek durumundadır.

İnsan sosyal bir varlık olduğu kadar kültürel de bir varlıktır. Kültür sözcüğünün çağdaş anlamını verecek olan tanımı: bir halkın ya da bir toplumun özdeksel ve tinsel alanlarda oluşturduğu ürünlerin tümü, yiyecek, giyecek, barınak, korunak gibi temel gereksinimlerin elde edilmesi, kullanılan her türlü araç, gereç, uygulanan teknikler, düşünceler, beceriler, inançlar, geleneksel, dinsel, toplumsal politik düzen, kurumlar, düşünce, duyuş, davranış ve yaşama biçimlerinin tümü olarak tanımlanabilir.

Kültürü, toplumun bir üyesi olarak insanoğlunun kazandığı bilgi-sanat-ahlak-gelenek ve benzeri diğer yetenek ve alışkanlıkları kapsayan karmaşık bir bütün olarak da tanımlayabiliriz. Bu niteleme insana yöneliktir. ”Kültürlü insan” dediğimizde iyi eğitim görmüş, çalışkanlığı zihinsel yetenekleriyle gelişmiş bir kişi, beğeni, eleştiri, değerlendirme gücü edinmiş bir insan gelir aklımıza. Yani içinde bulunduğu çevre ortalamasının üstünde bir düzeye sahip olan kişiye kültürlü denilmektedir.

Diğer insanları kendilerine özgü kültür zenginlikleri, estetik ve güzellik anlayışları ve kendilerine özgü yaşama biçimi olan birer birey olarak ele almak zorunluluğumuz vardır.

Homosapiensin tanımında da belirtildiği gibi insan, yeryüzünde düşünebilen, üretebilen, konuşabilen, sosyal ilişkiler kurabilen tek varlıktır. İnsan aklı, yaratıcı başparmağın katkısıyla teknolojiyi yaratmıştır. İnsandaki bu yetenek doğaya uyum sağlamak kadar, doğayı değiştirmede de ona önemli bir ayrıcalık getirmektedir. Bu durum hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.

Diğer yandan insan aklı, insanın kendi varlığının farkına varmasını sağlamıştır. Bilinçli insan özgürlüğünün doyumunu yaşayabilmektedir. Birey olmanın erdemine ulaşan insan, İnsan Haklarının vazgeçilmezliğini kavramıştır. Kimlik, benlik, özsaygı kavramları geliştikçe insanoğlu daha bağımsız yaşama yollarını aramaya başlamıştır. Bilimselleşen, toplumsallaşan insan, hümanistik değerleri bütün insanlık için geçerli kılmayı öğrenmek zorundadır.

İnsanla ilgili bu olguları anlayabilmemi, insanı bir bütün olarak kavrayarak ona ulaşabilmemize rehberlik eder. Burada yeni bir kavram gündeme gelmektedir. ”insana ulaşabilme”. Bireyin kendi sağlığı ve hastalığı ile ilgili bulunduğu ortam, kendisine bakım verenler, sağlığı ile ilgilenenler topyekün içinde bulunduğu durumda bireyin ne düşündüğünü anlayabilmemiz, hizmet dağılımını etkileyecektir. İnsanın psikolojik yapısı bütünlüğünün önemli bir parçasıdır.

Reklamlar

TEMEL İNSAN GEREKSİNİMLERİ

  1. Fizyolojik gereksinimler; bireyin yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan temel gereksinimlerdir. Örenğin: hava, su, beslenme, boşaltım, uyku…
  2. Sosyal gereksinimler; bireyin diğer insanlarla etkileşimi ile ilgilidir. Örneğin: iletişim, ait olma, sevebilme gibi.
  3. Duygusal gereksinimler; bireyin yaşamı içinde oluşan tüm duyguları kapsar. Örneğin korku, anksiyete, sevinç, mutluluk ve yalnızlık duygusu gibi
  4. Entelektüel gereksinimler; bireyin düşüncesi ve yaşam felsefesi üzerinde yoğunlaşır. Örneğin öğrenme, problem çözme ve akıl yürütme gibi.

Bireylerin sağlıklı olabilmesi için yukarda sözü edilen tüm gereksinimlerin dengeli bir biçimde karşılanması gerekmektedir. Eğer bir gereksinim zamanında karşılanmazsa, sorun-problem ortaya çıkar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s